Bu Blogda Ara

31 Ağustos 2010 Salı

Şık Telefonluk


Yaz günleri en rahat olduğumuz günlerden. Daha önce de yaptığım telefon kılıflarını biraz daha süsledim. Renkli kırma boncuklarla etrafını ve alt tarafına süs yaptım. Bağlama ipine boncuklardan toplar yaparak ağırlık verdim. Sapını üç sıra renkli kırma boncuk dizildikten sonra saç örgüsü yaptım. Lacivert taftanın üzerini o an aklıma gelen motiflerle süslüyorum.

30 Ağustos 2010 Pazartesi

Masa örtüsü(Kırk yama)


Bizler belki de çok gezmek zorunda olduğumuz için elime aldığım eşyaların şehirlere göre anıları oluyor. Bunlar beni yıllar öncesine götürüyor. Anılar acısıyla tatlısıyla benimle birlikteler.

Bu masa örtüsü de Eşkişehir anısı. En sıkıntılı günlerimi bana unutturan çalışmalar. Zişan Hanım' la Kütahya'da tanışmış fakat kırk yama çalışmasını bu denli düzenli yapamamıştım. Almış olduğum taftaları motif üzerinde görüldüğü gibi kesip teyelleniyor, elde olgulama dikişi ile birbirlerine tutturuluyor. Üzerleri yine elde yorganlama yapılılyor.

Orta kısmına kendi amplemimi işledim. Bana ait olan eser severek kullanıyorum. Renk te bana huzur veriyor.

29 Ağustos 2010 Pazar

Giydirilmiş Sandalyeler

Severek aldığımız eşyaların zamanla yıprandığını gözlerimizle görebiliyoruz. Ancak bir süre sonra gözümüz alıştığı için bize sıradan gelmeye başlıyor. Bu eşyalarımızı tekrar ilk günlerinde olduğu gibi görmek için yenilemek, yeniden oluşturmak gerekiyor ve bu bana zevk veriyor. Değişik işler yapmak, nasıl olacağını görmek, başarmak... Bunlar insana haz vererek hayatı daha çok yaşanır kılıyor...
Duvarları süslemek için yapılan panolar bir zamanlar camların arkasından bizlere uzunca süre baktılar. Onların da "değişmeyen tek şey değişimin kendisidir" teorisine ayak uydurmaları gerekiyor. Çok güzel değişik tekniklerle işlenmiş siyah üzerine çeşitli modelleri olan panoların camlarını, çerçevelerini aldım. İçlerini yıkadım, ütüledim.
Kenarlarına şeritler geçirdim. Siyahlı pembeli kumaşı kullanarak Sandalyenin üzerine göre kese biçiminde dikip geçirdim.
Oturak yerine kare kumaş kesip alttan zımbaladım ve sandalyeler yeni görünümlerine sahip oldular...

28 Ağustos 2010 Cumartesi

Yazlık Şapka

Yaz demek güneş demek. Güneş her ne kadar pırıl pırıl olunca, denizin ve kumsalın cazibesini de kullanarak bizi kendisine çekse de, sıcaktan ve güneşin zararlı etkilerinden kaçmak için hemen aklımıza şapka gelir. Bu şapkayı yıllar önce yine kızıma yapmıştım. Bakıyorum da bunu olsa olsa süs için yapmışım, çünkü güneşi olduğu gibi geçirir. Kızım ilkokuldaydı, çok sıcak olmayan bölgelerde olduğumuz için rahatlıkla kullandı.
Şairin dediği gibi:
"Yağmuru seviyorum diyorsun şemsiye açarsın,
Güneşi seviyorum diyorsun gölgeye kaçarsın"

25 Ağustos 2010 Çarşamba

Dantel Motifli Elbise


Yaz gelince üzerimize rahat kiyafetler düşünürüz. Bu sıcak günlerde kıyafetlerimizin üzerimize yapışmasını istemeyiz. Fakat giydiğimiz elbise de şık olsunisteriz. Bu şıklık konusu herkese göre değişiyor ve tabii ki renkler ve zevkler tartışılmıyor. Aynı evde yaşasanız da farklılıklar göze çarpıyor.

Yapılan işin kolay olması ve emek verdiğimiz çalışmamızın kullanılır olması en büyük artı. Bu elbiseyi tasarlarken bunları düşündüm. Şimdi Datça'ya tatile gideceğiz. Orada da çok kullanışlı olacağını umuyorum.

Dantel bilenler için çok kolay bir motif.



Dantel örmesini az bilenler de bu motife bakarak yapabilirler. Motifler bittikten sonra üstünü zincirlerle bitirdim. Pamuklu desenli kumaşa geçirdim. Güzel ve kullanışlı oldu, bu çok sıcak günlerde beni rahatlatacağını düşünüyorum...

24 Ağustos 2010 Salı

Nihale

Hiç fırsatınız oldu mu bilmiyorum ama toprakla uğraşmak ne kadar güzel, elinize verilen toprak... Herhangi bir ürün elde etmek için elinizin ne kadar çamur olduğuna bakmadan yeni bir ürün yaratacaksınız. Tabi elinizin çok kirlenmesi de ben gibi işe yeni başlayanlarda görülüyor. Ustalar çok daha rahat çalışıyorlar. Yıllardır isteyip gidemediğim seramik kursuna nihayet İzmir'de gitme fırsatı buldum. Hocalarım ve arkadaşlarıma bana sağladıkları imkanlar, çalışmalar ve geçen güzel zamanlarım için teşekkür ederim. İyi bir ortam oldu. Bu resimde görmüş olduğunuz da ilk öğrendiğim nihalem. Ne kadar eğri ve ve düzgün olmasa da benim için çok kıymetli. İlk eserler çok kiymetlidir. Sucuk yöntemi ile yaptığımız nihaleyi ilk pişirimden sonra cobalt ile boyayıp tekrar pişirdik. Soframda gururla kullanıyorum...

23 Ağustos 2010 Pazartesi

Kola Kapağından Nihale


Ailecek masada toplanmak, birlikte olmak çok güzel, bunun belki de farkına ayrılınca daha çok varılıyor. Çay içerken çaydanlığın altına, yemekte tencerenin altına koyarak ısının masaya geçmemesi için nihale aranır ve genellikle de hemen bulunamaz.

Çeşitli şekillerde, zevkimize göre topraktan yapabileceğimiz gibi çarşıdan da alabilir veyahut ta evde içtiğimiz gazoz, soda kapağından da nihaleler yapılabilir. Malzemeler de çok kolay bulunabilir cinsten. Bu nihaleyi yapmak için sadece kapak ve kumaş gerekiyor. Çay tabağı büyüklüğünde kesilen kumaş etrafı az kıvrılarak elde büzgü yapılır. İçine kapak konularak birleştirilir. Renklerini kendiniz zevkinize veya elinizdeki kumaşa göre ayarlarsınız. Atacağınız kot pantolondan da çok güzel çalışmalar olabilir.
İki tarafının şekli farklı olsa da çift taraflı kullanılabilir.
Masa etrafında sevdiğiniz dostlarınızla beraber olmanız dileyiğle...